Javascript must be enabled in your browser to use this page.
Please enable Javascript under your Tools menu in your browser.
Once javascript is enabled Click here to go back to ingsozluk.com

Sitemizin içeriği her gün zenginleşiyor,

 

Arama fonksiyonu geliştirilmiştir. Artık aramalarınızda daha isabetli sonuçlara ulaşacaksınız. Şimdi deneyin!!

Değerli üyelerimiz, sizi şöyle alalım

Son yorumlar

Yer ve durum edatları ilgeçler...
Merhaba, İçeriğin daha anlaşılabilir olması için renklend...
26/05/08 10:48 Devamı...
By Tolga

Yer ve durum edatları ilgeçler...
ii adlad1m _imdi [LIST] 8) :grin :) ;) :p :sigh :zzz ...
15/05/08 20:21 Devamı...
By bir dost

Yer ve durum edatları ilgeçler...
bu ne yaa :? :zzz :(
15/05/08 20:17 Devamı...
By gestapoo

Passive voice zaman geçişleri ...
hiç işime yaramadı
15/05/08 19:40 Devamı...
By esra

Passive voice zaman geçişleri ...
:cry
15/05/08 19:39 Devamı...
By esra

ADVERBS IN ENGLISH - ZARFLAR Yazdır
Grammar - Temel - Basic
StumbleUpon!
arflar eylemleri niteleyen sözcüklerdir. Eylemlerin nasıl yapıldığı veya nasıl olduğu hakkında bilgi veren sözcüklerdir. Zarflar genellikle sıfatlardan türerler.

Dikkat: Zarflar fiilleri (yüklemi) niteler; sıfatlar isimleri niteler..

beautiful (sıfat) güzel

beautifully (zarf) güzelce, güzel bir şekilde

careful (sıfat) dikkatli "He is a careful one." (O, dikkatli birisi.)

carefully (zarf) dikkatlice "He walks carefully." (O, dikkatle yürüyor.)

good (sıfat) iyi "He's a good person." (O, iyi birisi.)

well (zarf) iyi bir şekilde "She sings well." (O, iyi şarkı söyler.)

Hem sıfat hem zarf özelliğine sahip sözcükler de vardır.

fast (sıfat) hızlı "He is fast." (O hızlı)

fast (zard) hızlı bir şekilde "He runs fast." (O hızlı koşar)

Zarflar genellikle cümlenin sonuna veya fiillerden hemen sonra getirilir.

He studies English diligently. (Harıl harıl ders çalışıyor.)

I get up early in the mornings. (Sabahları erken kalkarım.)

He plays football very well. (Futbolu çok iyi oynar.)

Yorumlar (1) | Favori olarak ekle (13) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 364

 
THERE IS/THERE ARE Yazdır
Grammar - Temel - Basic
StumbleUpon!

There is/There are kalıbı, İngilizce'de "var" manasını vermek için kullanılır.

There is a book. (Bir kitap var.)

There is a book on the table. (Masanın üstünde bir kitap var.)

There are books. (Kitaplar var.)

There are books on the table. (Masanın üstünde kitaplar var.)

There kalıbında, eğer "var" diye ifade edeceğimiz nesne tekilse veya sayılamaz bir isimse (is) kullanılır. Çoğul bir halde kullanılıyorsa (are) kullanılmalıdır.

There is/There are kalıbı, "not" aldığında "yok" anlamını verir.

There are not any kids in the garden. (Bahçede hiç çocuk yok.)

There is/There are kalıbını soru haline getirmek için, yardımcı fiil is/are cümlenin en başına getirilir.

Are there any books on the table? (Masanın üstünde hiç kitap var mı?)

How many books? (Kaç tane kitap?)

How many books are there? (Kaç tane kitap var?)

How many books are there on the table? (Masanın üstünde kaç tane kitap var?)

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Favori olarak ekle (15) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 303

 
COUNTABLE/UNCOUNTABLE NOUNS Yazdır
Grammar - Temel - Basic
StumbleUpon!

İngilizce'de isimler sayılabilir (countable) ve sayılamaz (uncountable) diye iki gruba ayrılır. Bunlardan sayılabilir isimler tekil (singular) ve çoğul (plural) halde kullanılabilirler.. Sayılamaz (uncountable) isimler ise daima yalın olmak zorundadır.

SAYILABİLİR (COUNTABLE) İSİMLERDEN ÖRNEKLER:

bottle (one bottle, three bottles)
child (one child, two kids)
computer (one computer, three computers)

Sayılabilir isimleri sayılarla ifade edebiliriz.

BAZI SAYILAMAYAN (UNCOUNTABLE) İSİMLER:

milk
water
hair
money
bread
coke
coffee
air
weather
cake

Sayılamayan isimler yalın halde olurlar; örneğin bir bardak su veya bir dilim ekmek gibi ifadelerle kullanılabilirler:

a bottle of milk (bir şişe süt)
a glass of water (bir bardak su)
a slice of bread (bir dilim ekmek) gibi...

Yorumlar (1) | Favori olarak ekle (16) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 506

 
Have got/Has got Yazdır
Grammar - Temel - Basic
StumbleUpon!

İngilizce'de has got/have got kalıbı (sahiplik) bildirir.

I have got a car. (Bir arabam var)

Not: Yukarıdaki cümle "Ben bir arabaya sahibim" diye de çevrilebilir ancak Türkçe'de sahiplik bildirilirken daha farklı ifadeler kullanıldığı için bu ifadeyi Türkçe'ye değişik şekillerde tercüme edebiliriz: (Benim bir arabam var) veya (Bir arabam var) gibi...

Have got/Has got özneye göre değişir.

I have got a car. (Arabam var)

You have got a car. (Araban var)

He has got a car. (Arabası var)

She has got a car. (Arabası var)

It has got a car. (Arabası var)

We have got a car. (Arabamız var)

You have got a car. (Arabanız var)

They have got a car. (Arabaları var)

Yukardaki örneklerde görüldüğü gibi; I/You/We/They özneleri Have got alırken, He/She/It özneleri Has got alır.

Have got/Has got kalıbının olumsuz hali, "not ile belirlenir (Haven't got/Hasn't got):

I haven't got a car. (Arabam yok)

He hasn't got a car. (Arabası yok)

Have got/Has got kalıbının soru hali, Have/Has başa getirilerek yapılır:

Have you got a car? (Araban var mı?)

Has he got a car? (Arabası var mı?)

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Favori olarak ekle (17) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 424

 
TOP 100 WORDS - EN ÇOK KULLANILAN 100 TEMEL KELİME Yazdır
Grammar - Başlangıç - Beginner
StumbleUpon!
TOP 100 VERBS IN ENGLISH

accept
allow
ask
believe
borrow
break
bring
buy
can/able
cancel
change
clean
comb
complain
cough
count
cut
dance
draw
drink
drive
eat
explain
fall
fill
find
finish
fit
fix
fly
forget
give
go
have
hear
hurt
know
learn
leave
listen
live
look
lose
make/do
need
open

kabul etmek
izin vermek
sormak
inanmak
ödünç almak
kırmak
getirmek
satın almak
-ebilmek
iptal etmek
değiştirmek
temizlemek
taramak
şikayet etmek
öksürmek
saymak
kesmek
dans etmek
çizmek
içmek
sürmek
yemek
açıklamak
düşmek
doldurmak
bulmak
bitirmek
uymak, uygun olmak
sabitleştirmek, onarmak
uçmak
unutmak
vermek
g
itmek
sahip olmak
işitmek
incitmek, incinmek
bilmek
öğrenmek
terk etmek
dinlemek
yaşamak
bakmak
kaybetmek
yapmak
ihtiyacı olmak
açmak

 

close/shut
organise
pay
play
put
rain
read
reply
run
say
see
sell
send
sign
sing
sit
sleep
smoke
speak
spell
spend
stand
start/begin
study
succeed
swim
take
talk
teach
tell
think
translate
travel
try
turnoff
turnon
type
understand
use
wait
wakeup
want
watch
work
worry
write

kapamak
düzenlemek, kurmak
ödemek
oynamak, [müzik aleti] çalmak
koymak
yağmak
okumak
cevap vermek
koşmak
söylemek
görmek
satmak
göndermek
imzalamak
[şarkı] söylemek, [kuş] ötmek
oturmak
uyumak
sigara içmek
konuşmak
harf harf söylemek
harcamak
beklemek
başlamak
[ders] çalışmak
başarmak
yüzmek
almak
konuşmak
öğretmek
anlatmak
düşünmek
tercüme etmek, çevirmek
seyahat etmek, yolculuk yapmak
denemek
[tv, ışık] kapamak
açmak
daktilo veya klavye ile yazmak
anlamak
kullanmak
beklemek
uyandırmak
istemek
[tv] izlemek
çalışmak

kaygılanmak
yazmak

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Favori olarak ekle (18) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 447

 
<< Başa Dön < Önceki 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 321 - 325 Toplam: 348

Dinlediklerinizi daha iyi anlayabilmek için Listening bölümüzde

sizler için hazırladığımız 101 adet hikayeyi yavaş ve hızlı olarak

dinleyip takip edebilirsiniz.

Anlıyor ancak konuşamıyor musunuz?

Speaking bölümünü ziyaret edin!

Resimlerle ingilizce

Apple

Kelimeleri resimlerine bakarak öğrenin.

A'dan Z'ye kadar full kelime listesini görmek için

Tıklayın