| WHERE DO WE STAND NOW ? |
|
|
AN OVERVIEW (2001) dawn /DOUN/ okunur = şafak... at the dawn of = "şafağında", başında, başlarında, başlangıcında... thrill = heyecan, zevk ve heyecan... revolutionary developments = devrim niteliğinde ilerlemeler... have transformed the world = dünyayı dönüştürmüş bulunuyor... virtually = almost = hemen hemen, neredeyse, %99.99 oranında... palm = elin ayası... in the palm of ... etc = avuçlarının içinde... outlook = genel görünüm (burada manzara, görüş alanı anlamında)... deed = eylem, yapılan şey ("do" fiilinden ad)... We are now in a position where we have a much broader outlook = Şimdi herşeyi çok daha geniş bir çerçevede görebildiğimiz bir konumdayız. Bundan sonra yolumuz nereye çıkıyor? Bu noktadan itibaren neler olacak? bipolarization = iki kutupluluk... namely = yani, adını vermek gerekirse... versus (Vs) = karşı... in large part = büyük ölçüde... significance = önem ve anlam, "mana ve ehemmiyet"... a place where borders no longer exist = artık sınırların mevcut olmadığı bir yer... ["no longer", "any longer", "no more", "any more" deyimlerini "Artık olmamak" kavramı ile çeviriniz: I don't love you any more... I love you no more] to unfold = peşpeşe açılarak ortaya çıkmak... plane = düzlem, düzey... at the same time = aynı anda, birlikte... altogether = tümüyle ("tümüyle farklı bir dünya ve tümüyle farklı kuşaklar" -- Sözcüğün bu anlamını mutlaka not ediniz; unutmayınız)... to confront = yüzyüze gelmek (genelde hasmane bir şekilde, karşı durmak anlamında)... task = görev... to administer = yönetmek, hükumet etmek... Az önce söylediğim şeyi daha iyi anlayabilmek için, tarihte biraz gerilere gidelim. enormous /i-NOU-mıs/ = çok büyük, devasa, kocaman... discovery = buluş, keşif (aslında, burada sıralanan buluşların hemen hepsi "invention" = icat" sınıfındandır)... satellite /SÆ-tılayt/ = uydu... weapon /WE-pın/ = silah (genel ad)... harsh = sert, haşin, acımasız... largely = büyük ölçüde... Westphalia = Vestfalya Barış Andlaşması (1648)... sovereign /S@V-rın/ = egemen... in turn = Bu deyimi Türkçe'ye herzaman de, da (dahi) = "........ ki bu da" kavramı çeviriniz. to succeed = ardından gelmek, halef olmak, yerine geçmek. (Sözcüğün bu anlamını mutlaka not ediniz; asla unutmayınız)... comprised of = ----dan oluşan... there have been = olageldi. ("There is / are" yapısı için present perfect çekim.) horrific = dehşet verici, korkunç, iğrenç...to erupt = patlak vermek...to result in = ile sonuçlanmak... disintegration = parçalanma... conflict = çatışma, sürüp giden anlaşmazlık... in a situation ...... itself = kendini savunmaktan başka bir seçeneği olmadığı bir durumda... to rest on = üzerine dayanmak, -a dayanmak. (Başka bağlamda, "üzerinde hareketsiz durmak" anlamı da verebilir)... to bring about = gerçekleştirmek, olmasını sağlamak (burada edilgen çatıda kullanılıyor)... to found (founded - founded) = kurmak, tesis atmek, temellerini kurmak. ("To find" fiili ile hiçbir ilişkisi yok)... resolution = (burada) çözüm... (Ayrıca, "kararlılık" ve "karar sureti" gibi anlamları da vardır)... around = yaklaşık, takriben...
Favori olarak ekle (12) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 119
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
|
||||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|









