| WORK TOGETHER, LIVE TOGETHER !! |
|
|
|
"Work together, live together" is the motto of the United Nations. motto = ana prensip, düstur, temel parola... deals with = ile uğraşır, ile ilgilenir, kendine iş edinir... to preserve world peace = dünya barışını korumak... to confront = yüzyüze gelmek, karşı karşıya olmak/kalmak (genelde bir güçlük veya tehdit ile -- burada "insanlığın karşı karşıya olduğu/geldiği sorunlar)... governance = yönetim, idare... ideological conflicts and related debates = ideolojik anlaşmazlıklar ve (bunlarla) ilgili tartışmalar... to cease = bitmek, kesilmek... ["simply" sözcüğünü "basitçe" şeklinde çevirmeyi düşünmeyin bile. Çoğu zaman bir pekiştiricidir ve cümlenin gelişinden nasıl denk getirirseniz öyle bir anlam yakıştırınız.] intercontinental missiles = kıtalararası füzeler... brought on = beraberinde getirdi, yol açtı... nightmare = karabasan, kabus... to last = burada: sürdü... [Başka yerde "dayandı, dayanıklı olduğunu kanıtladı" gibi anlamlar verebilir]... to crumble = ufalanmak, unufak olmak, mecazi: "temellerinden çökmek"... to fall = yıkılma... to collapse = "yere yığılmak"; çökmek... as of ------- = -------dan başlayarak, ------- itibariyle... circumstances = koşullar ("durumlar" anlamında)... came into being = meydana geldi, oluştu, varoldu... the Caucasus = Kafkaslar, Kafkasya... Okunuşa dikkat: /KOU-kısıs/... Yıllar önce, İngilizce bilmeyen bir İngilizce profesörü, uluslararası bir kongrenin açılış konuşmasını yaparken bunu, biraz tereddütten sonra (büyük olasılıkla, konuşmasını kendisi yazmamıştı) /KE-şıs/ diye okumuştu. Gerçi, eski bir Başbakanımız da her konuşmasında Kafkaslarda yeni ülkeler/devletler icat etmek huyundaydı... Bilmemek ayıp değil, ama öğrenmemek, hele ki hazırlanmamak çok ayıp... Ayrıca, Caucasia = Kafkasya... Okunuşu: /kou-KEY-jia/... to adopt = benimsemek / benimlemek... to adapt = uyarlamak veya uyarlanmak; "adapte" olmak veya etmek... to opt for = seçmek, tercih etmek... moreover = furthermore = üstelik, üstüne üstlük... productivity = verimlilik, üretkenlik... e.g. Milli Prodüktivite Merkezi!... to top = üstüne çıkmak, hepsinden daha büyük önem taşımak... administrative criteria = ülke yönetim ölçütleri... irrespective of = dikkate almaksızın (Burada: "yönetim tarzınız ne olursa olsun")... extending from ----- to ----- = -----den -----e uzanmak, sürmek... if not entirely = 1. tümüyle olmasa bile; 2. hatta belki tümüyle... "if not" deyimi, bu iki farklı nüansı da iletebilir: Cümlenin gelişine göre karar vermek gerekir... it was once again back to = bir daha dönmüş olduk... to them = onlara göre... was to be changed = (Burada) değiştirilmeliydi, değiştirilmek zorundaydı... (to be + mastar = 1. gelecek zaman; 2. zorunluluk anlatmakta kullanılır -- Burada kullanılan tense: Future in the Past))... competition = rekabet... to utilize = kullanmak, kendi yararına kullanmak, faydaya çevirmek... scarce resources = kıt kaynaklar... for the benefit of = yararına...to go to waste = çöpe gitmek, israf olmak... to be involved = işin içinde olmak; karışmış, "bulaşmış" olmak.. properly = gerektiği şekilde, uygun ve münasip şekilde... corruption = süistimal, görevini kötüye kullanma... transition = geçiş, dönüşüm... human rights = insan hakları... market economy = piyasa ekonomisi... foremost = önde gelen, en önemli... to overcome = üstesinden gelmek, yenmek... poverty /PA-vıti/ = fakirlik... ("Poor" sözcüğünün isim hali... Zinhar, "power" sözcüğü ile karıştırmayasınız. -- Uyarı ve ifade tarzımı fazla "yukardan" bulanlar ise, önce dönüp çevrelerinde bu yanlışın frekansına baksınlar:(( have become global issues = yeryüzü ölçeğinde sorunlar haline gelmiş bulunuyor... Favori olarak ekle (11) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 192
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
|
||||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|









