Javascript must be enabled in your browser to use this page.
Please enable Javascript under your Tools menu in your browser.
Once javascript is enabled Click here to go back to ingsozluk.com

Sitemizin içeriği her gün zenginleşiyor,

 

Arama fonksiyonu geliştirilmiştir. Artık aramalarınızda daha isabetli sonuçlara ulaşacaksınız. Şimdi deneyin!!

Son yorumlar

Yer ve durum edatları ilgeçler...
Merhaba, İçeriğin daha anlaşılabilir olması için renklend...
26/05/08 10:48 Devamı...
By Tolga

Yer ve durum edatları ilgeçler...
ii adlad1m _imdi [LIST] 8) :grin :) ;) :p :sigh :zzz ...
15/05/08 20:21 Devamı...
By bir dost

Yer ve durum edatları ilgeçler...
bu ne yaa :? :zzz :(
15/05/08 20:17 Devamı...
By gestapoo

Passive voice zaman geçişleri ...
hiç işime yaramadı
15/05/08 19:40 Devamı...
By esra

Passive voice zaman geçişleri ...
:cry
15/05/08 19:39 Devamı...
By esra

Temel kelime bilgisi - Okumanız gereklidir Yazdır E-posta
Pazartesi, 19 Mayıs 2008
StumbleUpon!

a

"Sokaktan bir adam geçti." cümlesindeki -herhangi bir adam,

adamın biri- anlamındaki bir kelimesine karşılık gelir.

Sessiz harfle başlayan kelimelerin önünde kullanılır.

Örnek: My brother is a lawyer. Erkek kardeşim avukattır.

a few

 Sayılabilen isimlerin az bir miktar (çok olmasa bile, yeter miktarda) olduğunu göstermek için

-birkaç tane- anlamına gelen a few kullanılır. İsimlerin çoğul halleriyle kullanılır.

Örnek: I have a few oranges. –Birkaç tane portakalım var.-

a little

 Sayılamayan isimlerle kullanılır ve onların az bir miktar (yeteri kadar) olduklarını gösterir.

Örnek: There is a little fig jam in the box. –Kutuda biraz incir reçeli var.-

a lot of

 Bir çok anlamındadır. Sadece olumlu cümlelerde kullanılır.

Örnek: There are a lot of cars in the street. Caddede birçok otomobiller var.

about

 Hakkında, dair.

Örnek: What do you know about Italy? İtalya hakkında ne bilirsin?

across

 Bir şeyin (enlemesine) bir tarafından diğer tarafına geçiş veya gidişi anlatırken kullanılır.

Örnek: The boat is going across the river. Kayık nehrin bir tarafından öbür tarafına gidiyor.

again

 Bir daha, tekrar, yeniden, yine.

Örnek: Who can get this engine working again? Kim bu motoru yeniden çalıştırabilir?

all

Hepsi, bütün. Örnek: They are all learning English. Hepsi İngilizce öğreniyorlar. 

am

var olmak, bulunmak anlamındaki to be fiilinin cümlenin öznesi I (ben) olduğunda aldığı şekildir.

Genellikle -dir, -dır şeklinde ek olarak tercüme edilir.

Örnek: I am a student. Ben bir öğrenciyimdir.

among

 İkiden fazla şeyin arasında anlamındadır.

Örnek: Our village is among the hills. Köyümüz tepeler arasındadır.

an

"Sokaktan bir adam geçti."

cümlesindeki -herhangi bir adam, adamın biri- anlamındaki bir kelimesine karşılık gelir.

Sesli harfle başlayan kelimelerin önünde kullanılır

Örnek: He is an interesting person. O ilginç bir kimsedir.

another

 Diğer bir.

Örnek: Give me another cup. Bana diğer bir (başka bir) fincan ver.

any

Hiç. -birkaç, biraz- yerine kullanılan some kelimesinin kullanılması gerektiği

soru cümlelerinde -hiç- anlamında kullanılır.

Örnek: Masanın üzerinde birkaç kitap var mı? yerine -Masanın üzerinde hiç kitap var mı?-

There aren't any apples on the table. Masada hiç elma yok.

are

var olmak, bulunmak anlamındaki to be fiilinin cümlenin öznesine göre aldığı şekildir.

Öznenin çoğul olduğu durumlarda kullanılır.

Genellikle -dir, -dır şeklinde ek olarak tercüme edilir.

Örnek: They are nurses. Onlar hemşiredir.

aren't

 Are ve not kelimeleri birleştirilerek aren’t şeklinde yazılabilir.

as

O kadar, aynı derecede, gibi, olarak.

Örnek: You are as intelligent as they. Sen de onlar kadar zekisin.

 …iken, esnasında anlamını verir.

Örnek: As I came here, I saw a big crowd. Buraya gelirken büyük bir kalabalık gördüm.

at

1.       –de, -da anlamındadır. Belirli bir yerde oluşu gösterir.

Örnek: My son is at scholl. Oğlum okuldadır.

2.       Saat ifadelerinde –de eki.

Örnek: I get up at eight o’clock. –Saat sekizde kalkarım.-

3.       Küçük yerler ve bir şehrin semtleri için at kullanılır.

Örnek: Recep’s house is at Kadıköy. –Recep’in evi Kadıköy’dedir.

at all

Hiç, katiyen. Örnek: I am not tired at all. Hiç (katiyen) yorgun değilim.

at once

Derhal, hemen. Örnek: I must go there at once. Oraya derhal gitmeliyim.

be

 Ol. Örnek: Be a good boy. –İyi bir çocuk ol.-

behind

Arkasında

Cümlede to be fiili veya başka fiil kullanılmamışsa –ki eki alır.

Örnek: The dog behind the tree. –Ağacın arkasındaki köpek.-

between

 İki şeyin arasında anlamındadır.

Örnek: There are five villages between the two stations. İki istasyon arasında beş köy var.

bought

 

buy

 Bir şeyi satın almak.

Örnek: I’ll buy a car. –Bir otomobil alacağım.-

by

1. Bir nakil vasıtasıyla gidiş anlatılırken by kullanılır.

Örnek: I go to school by bus. –Okula otobüsle giderim.-

2.       yanında, yanıbaşında, hemen yanında. Near ön takısından daha fazla yakınlık ifade eder.

Örnek: Our house is by the lake. –Evimiz gölün yanındadır.-

3.       göre anlamını da verir.

Örnek: It is ten o’clock by my watch. Benim saatime göre saat on.

4.       tarafından anlamında da kullanılır.

Örnek: This play is by Shakespeare. Bu piyes Shakespeare tarafındandır.

clock

 Duvar saati, masa saati. Örnek: There is a clock on the table. Masanın üstünde bir saat var.

do

Yapmak. Bir harekette bulunmak anlamında –yapmak- (make fiili ile karıştırılmamalıdır.)

Örnek: What are you doing? -Ne yapıyorsun?-

I am reading a book. – Bir kitap okuyorum.

does

 Do fiili özne tekil olduğu zaman does şeklinde yazılır.

doesn't

 Does ve not kelimeleri birleştirilerek doesn’t şeklinde yazılır

don't

Do ve not kelimeleri  birleştirilerek don’t şeklinde yazılır.

east

 Doğu. Örnek: Kars is in the east of Turkey. Kars, Türkiye'nin doğusundadır.

est

Türkçedeki –en- anlamını vermek için tek heceli veya kısa iki heceli olan sıfatların sonuna –est- eklenir.

Örnek: This is the smallest of the apples. –Bu elmaların en küçüğüdür.- 

every

Her, her bir. Örnek: They come here every day. –Onlar her gün buraya gelir.-

Everybody

 Herkes, her bir. Her ne kadar çoğul bir ifade gibi görünüyorsa da aslında tekildir.

Örnek: Everybody is in the garden. Herkes (her bir şahıs) bahçededir.

Everyone

 Herkes, her bir şahıs. Örnek: Everyone was there. Herkes oradaydı.

everything

 Her şey. Örnek: Did she see everything? Her şeyi gördü mü?

for

için anlamında bir öntakıdır. Örnek: There is a book for Zeynep. Zeynep için bir kitap var.

from

1.       Bir yere doğru yön gösteren to öntakısının zıddı, Türkçedeki "-den, -dan" ekinin karşılığı.

Örnek: Come to the house from the field. -Tarladan eve gel.-

get on

 Bir vasıtaya binme hareketi get fiili ve on öntakısının meydana getirdiği get on deyimi ile anlatılır.

Örnek: The woman is getting on a bus. Kadın otobüse biniyor.

go

 Git. Örnek: Go there. Oraya git.

goes

Özne tekil olduğu zaman, geniş zaman halindeki fiilin sonuna –s- ilave edilir. Fiilin son harfi sesli

harf ise  -es- ilave edilir.

Örnek: My son goes to the station every morning. Oğlum her sabah istasyona gider.

going

 Gitmek fiilinin şimdiki zaman çekimi. Örnek: I am going. Gidiyorum.

get off

Bir vasıtadan inme hareketi get fiili  ve off öntakısının meydana getirdiği get off deyimi ile anlatılır.

Örnek: The boy is getting off the car. Çocuk otomobilden iniyor.

had

 Have –sahip olmak- fiilinin geçmiş halidir.

Örnek: I had a book. –Bir kitabım vardı.-

has

 Sahip olmak anlamındaki have kelimesi he, she, it veya tek bir şahıs veya şey gösteren bir kelime

İle kullanılınca –has- şekline girer. Örnek: He has two legs. İki bacağı var.

have

1. Bir şahıs veya bir şeyin herhangi bir şeye sahip olduğunu anlatmak için,

bu şahıs veya şeyi gösteren kelimenin yanına -sahip olmak- anlamında -have- getirilir.

Örnek: I have a book. Bir kitabım var.

2.       Türkçedeki –kahvaltı etmek, öğle yemeği yemek, çay içmek- anlamını da verir.

Örnek: I have breakfast. –Kahvaltı ederim.-

haven't

Have ve not kelimeleri birleştirilerek -haven't- şeklinde yazılabilir.

he

Erkekler için kullanılan -o- zamiri.

hour

60 dakikalık zamanı ifade eden –(bir) saat- anlamındadır.

Örnek: How many hours are there in a day? Bir günde kaç saat vardır? 

How

 Nasıl, ne kadar. Örnek: How are you? Nasılsınız?

I

 Ben

in

1. içinde.

Türkçede genellikle -içinde- kelimesi yerine ismin sonuna -de, -da eki ilave edilerek

-içinde- kelimesi kaldırılır. Örnek: -sepetin içinde- yerine sepette

The pencils are in the box. Kalemler kutunun içindedir.)

2. Memleket ve şehirlerde bulunuşu anlatırken in öntakısı kullanılır.

Örnek: Hasan Bey’s house is in Adapazarı. –Hasan Beyin evi Adapazarı’ndadır.

3.      Zaman bildiren kelimelerle kullanılır.

Örnek: We’ll go to England in July. –İngiltere’ye Temmuzda gideceğiz.-

in front of

Önünde. Örnek: The teacher is in front of the school. Öğretmen okulun önündedir.

into

1. Türkçedeki "-e,-a" eklerinin karşılığı olan -to- öntakısı kapalı bir yer için

kullanıldığı zaman -into- şeklini alır.

Örnek: Put the chairs into my room, please. Lütfen sandalyeleri odama koy.

2. –ye, -ya. Örnek: They are translating from Turkish into English.

is

var olmak, bulunmak anlamındaki to be fiilinin cümlenin öznesine göre aldığı şekildir.

Öznenin tekil olduğu durumlarda kullanılır.

Genellikle -dir, -dır şeklinde ek olarak tercüme edilir.

Örnek: He is a student. O bir öğrencidir.

isn't

is ve not kelimeleri birleştirilerek isn't şeklinde yazılabilir.

it

o, onu, ona şeklinde tercüme edilebilir. Cansız varlıklar ve hayvanlar için kullanılır.

like

beğenmek, hoşlanmak ve benzer, gibi anlamları vardır.

Örnek: Most boys like football. Çoğu erkek çocuk futboldan hoşlanır.

look for

Aramak, bulmağa çalışmak.

Örnek: I am looking for my pencil.  Kalemimi arıyorum.

look like

 Görünüş olarak benzemek.

Örnek: The two brothers don’t look like each other at all. İki kardeş birbirlerine hiç benzemiyorlar.

made from

 -den yapılmış. Bir şey yapılırken kullanılan ana madde eski niteliğini kaybediyor ve

meydana gelen şeyin içinde görülemiyorsa bu durumda made from deyimi kullanılır.

Örnek: Butter is made from milk. Tereyağ sütten yapılmıştır.

made of

 -den yapılmış. Bir şeyin yapıldığı veya imal edildiği ana madde imal edilen şeyde mevcutsa,

Yani görülebiliyorsa bu durumda made of kullanılır.

Örnek: This table is made of wood. –Bu masa tahtadan yapılmıştır.-

make

 Yapmak. bir şeyi imal etmek, meydana getirmek anlamında –yapmak- (do fiili ile karıştırılmamalıdır.)

Örnek: What are you making? –Ne yapıyorsun?-

I am making a table. –Bir masa yapıyorum.-

making

 Make fiilinin şimdiki zaman çekimi.

many

 Çok, birçok anlamına gelir ve sadece sayılabilen isimlerle kullanılır.

Örnek: There are so many things to see. Görülecek o kadar çok şey var.

more

 Daha, daha çok. Örnek: Would you like some more cake? Biraz daha pasta ister misin?